Sizin şehirlerinizin görünüşü Kızılderilinin gözlerine acı veriyor. Tabii diyeceksiniz ki, Kızılderili vahşidir, anlamaz. Sizin şehirlerinizde sessiz, sakin bir yer yok. İlkbahar yapraklarının hışırtısını, böcek kanatlarının çıtırtısını dinleyecek yer yok. Sadece kulakları rahatsız eden takırtılar var. Tabii ben ilkel bir adamım, medeniyetten anlamıyorum. Kızılderili, gölün üzerinden kopup gelen rüzgarın yumuşak sesini dinlemeyi, gün ortası yağmurun temizlediği, çam kokularına bulanmış o rüzgarı içine çekmeyi tercih eder. Hava kızılderili için çok kıymetlidir. Herşey, hayvanlar, bitkiler ve insanlar aynı havayı paylaşır. Hani öleli günler olmuş cesetler vardır ya kokusuyla başbaşa uzanır. Sizin şehirlerinizdeki insanlar da tıpkı öyle. Kötü kokulara alışmış, uyuşmuş vaziyette.
Bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar. Gruptan biri, kızılderilidir. Yolda yürürken insan kalabalığı, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardığı gürültü ve korna sesleri arasında ilerlerken, kızılderili, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek cırcır böceği aramaya baslar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyamayacağını, kendisinin öyle zannettiğini söyleyip yollarına devam eder. Aralarından bir tanesi inanmasa da, onunla aramaya devam eder. Kızılderili, yolun karşı tarafına doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder. Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında gerçekten bir cırcır böceği bulurlar.
Arkadaşı, kızılderiliye: Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun? diye sorar.
Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya gerek olmadığını söyleyerek, arkadaşına kendisini takip etmesini söyler.
Kaldırıma geçerler ve kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar. Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak, onun ceplerinden düşüp düşmediğini kontrol eder.
Kızılderili, arkadaşına dönerek:
- "Önemli olan, nelere değer verdiğin ve neleri önemsediğindir. Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin."
İlkelerin olacak Seni satın alamayacaklar Aptalların uydurduğu Atasözlerine inanmayacaksın:
"Paranın satın alamayacağı şey yoktur." "Herkesin bir fiyatı vardır."
Gibi sözlere kanmayacaksın Onurunla, kimliğinle ve beyninle akıllı yaşayacaksın Üreteceksin, seveceksin, Sevileceksin İnançlarının arkasında duracaksın Sevgilerin karşılıksız, Yardımların gizli olacak!
Seni attan, ottan ayıran özelliğin Farkına varacaksın Çünkü sen insansın Ve bunu yakaladığın gün bembeyaz yaşayacaksın
- Gel oğlum kalk bakalım tahtaya, sana bir sorum var. - Buyurun, sorun öğretmenim. - Canlılar kaça ayrılır? - Dörde ayrılır öğretmenim. - Bana yanlış gibi geldi ama say bakalım - Bitkiler, Hayvanlar, İnsanlar, Çocuklar. - Çocuklarda insan değil mi oğlum? - Haklısınız, o zaman canlılar üçe ayrılır öğretmenim. - Peki, şimdi yeniden say bakalım. - Bitkiler, Hayvanlar ve Çocuklar. - Oğlum insanlara ne oldu?
- Kalplerinde sevgiyi yeşertip düşünebilenleri hep çocuk kaldılar, diğerleri de hayvanlaştılar öğretmenim!!
Freitag, 15. Oktober 2010
Bir kadının yüzü güldüğünde, bir adamın cüzdanı ağlıyordur.
- Oscar Wilde -
Donnerstag, 14. Oktober 2010
Dünyayı Verelim Çocuklara
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi ...hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler
- Nazım Hikmet -
Donnerstag, 7. Oktober 2010
İnsanlar, başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukca eğilirler. Michel de Montaigne
Mittwoch, 6. Oktober 2010
Tanrı Misafiri
Hoca’nın beldesinde Onun bunun evinde, Yiyip, içip yatarmış; Yüzsüz birisi varmış. Bir gün gelmiş Hoca’ya Tak tak vurmuş kapıya.
Hoca demiş: — Kimsin sen, Ne istiyorsun benden?
Tavırları yüzsüzce, Şöyle demiş sessizce: — Bir tanrı misafiri, Göster yatacak yeri...
Avluya çıkmış Hoca, “Gelin” demiş, yavaşça. Birlikte yürümüşler, Bir camiye gelmişler. Camiyi göstermiş, Adama şöyle demiş: — Hazret sen yanlış geldin, İşte kalacak yerin. Burası TANRI EVİ, Haydi, buyur içeri...
Dienstag, 5. Oktober 2010
Garip degil mi? Düşünebilen herkesin insan olması, insan olan herkesin düşünebildiği manasına gelmiyor. Freud